Zavot Eko Müze

Kars Boğatepe Köyü

Kafkas coğrafyasının iki önemli halkı, yörede kullanılan isimleriyle Malakanlar ve Terekemeler (Karapapak) değişik tarihlerde bu köyü mesken edinmişler. Malakanlar, Beyaz Rus asıllı, tarım kökenli, dini, etnik bir topluluk. 1600'lerden beri kilise ile ters düşüyorlar. Tanrı ile kul arasında kimsenin olmaması gerektiğine inanıyorlar. Doğrudan ibadet yapıyorlar. İki yüz günlük süt orucunu ve Çar'ın dini iktidar sahibi olmasını reddediyorlar. İleri tarım teknikleri ve araçları üretip bütün ihtiyaçlarını kendileri karşılıyorlar. Bu nedenle süt içenler anlamında molo-kan olarak tanımlanıp bir çok baskı ve sürgün yaşıyorlar Rusya'da. 

Ünlü yazar Tolstoy, bu toplulukla somut bir dayanışma içinde oluyor. Malakanlar, 1878 Osmanlı- Rus savaşından sonra da Kars, Ardahan, Iğdır ve Erzurum yörelerine yerleştiriliyorlar. Yerleştikleri bölgelerde tarım ve hayvancılıkta öncü olup, bilgi ve tekniklerini paylaşarak yöre halkı ile iyi ilişkiler kuruyorlar. Kardeşlik, yardımseverlik, mala mülke tapmamak, çalışmak, barıştan yana olmak, askere gitmemek zaten inanışları gereği olduğu için fazla sorun çıkmıyor. Peynircilik, değirmencilik, bahçe ziraatı, arıcılık, hayvancılık ve tarımda, yöreye büyük katkılarda bulunuyorlar. Patates, ayçiçeği ve lahanayı ilk olarak üretiyorlar. Bugün bile çok kullanılan çay semaverini getiriyorlar. Bölgedeki Rus işgali, 1917 Bolşevik Devrimi'ne kadar sürüyor. Rus ordusu geri çekiliyor ve 1918'de yapılan Brest-Litovsk anlaşması ile Kars, Artvin, Batum Osmanlı'ya geri veriliyor. Bu sırada Kars merkez olmak üzere 'Cenubi Garbi Kafkas Demokratik Cumhuriyeti' kuruluyor ve Bolşevizm'den etkilenen Malakanlar da katılıyor bu yeni oluşuma. 1922'de, Anadolu'daki diğer Ortodokslar askere alınmazken, inançlarına ters düşmesine rağmen askere alınmak istenince Rusya'ya göç ediyorlar yeniden. Geride kalan az sayıdaki topluluk da 1962' de Türkiye'den ayrılıp Amerika, Kanada, Avustralya gibi ülkelere göçüyorlar.

Zavot Eko Müze

Boğatepe köyü Çevre ve Yaşam Derneği Başkalığı'nı Zümran Ömür ile birlikte yürüten İlhan Koçulu'dan, köyün tarihi ve ekolojik tarım çalışmaları hakkında bilgiler alıyorum. Koçulu şunları anlatıyor: "1918 Kafkas göçmeniyiz. Köyümüz Kafkasya'da yaklaşık kırk köyün kanaat önderinin toplandığı bir köy. Orada üniversite bitirmiş 16-17 kişi var gelenlerin içinde. Türkiye'de ilk defa, dört tane şirket kooperatif kurulmuş 1922'de, resmidir bunlar. Hayvancılığı da çok iyi biliyorlar. Yerli ırkla İsviçre'nin Montofon ırkını çaprazlamış ve Zavot ırkını elde etmişler. O ırk Yozgat'tan bu tarafa, cumhuriyet tarımının gelişmesine çok önemli katkıda bulunmuş. 1860'da Kafkasya'nın Borçalı bölgesinde, Koçulu köyünde, İsviçrelilerle birlikte peynir üretim sürecini başlatmışız. Hala peynir üreticiliği yapmaktayız. 2000 yılında köyde yaşanan talihsiz bir olay sonrasında köye döndüm. O tarihte bir trafik kazasında köyümüzden 23 kişi birden hayatını kaybetti. Bir tanesi de ağabeyimdi. Ağabeyimin rahmetli olmasıyla bizim ailede gravyer peynir üretimi durdu. Böylece üretimin başına geçmiş oldum. Köyde kurduğumuz dernek aracılığıyla, soysal yaşamda kadını da var etmeyi amaçlayarak botanik ve etnobotanik çalışmalarına başladık. Küreselleşmenin ekonomik yanının, gıdalara hakim olma politikalarının, tohum üzerinden sürdüğünü fark ederek yerel tohumlarımızı koruma altına aldık. Bilim insanlarıyla birlikte yaptığımız çalışmalar sonucu bizim kullandığımız antik buğday ve sekiz tane yerel hububat, bakliyat ile 25 tane bostan tohumunu çoğaltmaya başladık. Şu anda yaklaşık on köyde 400 kişiyle birlikte çalışıyoruz. Organik tarım başlattık. Altmış bin dönüme yakın araziyi sertifikalı hale getirdik. Dünyada 'Ekomüzeler' diye bir akım var. Bu ekomüzeler, düşüşe geçmiş bölgelerde yerel inisiyatiflerce kurulur, yaşayan müzelerdir. Yerelden öğrenir, öğrendiğini öğretir ve o konuyu yaşatan müzelerdir. Yaşamın içinde dönüştürür ve geliştirirler. Dünyada 5700 tane örneği var. Köydeki ekomüzeyi de bu amaçla oluşturduk. Köyümüzden ayrı olarak bir tane de, Kars'ta peynir müzesi olsun istiyorum.

 

Kars Gravyeri

Ardında uzun bir tarihsel ve kültürel etkileşim hikâyesi taşıyan bu peynir, bölgenin ismiyle anılarak, Kars Gravyeri adıyla tanınır. Sarı renkte, kabuklu, yarı sert ve içi parlak delikleri olan, kendine has bir aromaya sahip bu peynir; Anadolu’nun özel peynirlerinden biridir. Güçlü aromatik tadı ile Avrupa’da dağ peynirleri olarak tanımlanan gurubunda yer alır. Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında 1800 m rakımın üzerindeki yaylalarda, mera bitkileri ile beslenen Zavot ve Montofon inek ırklarının taze sütünden yapılır. Üretiminde sadece; süt, şirden maya ve tuz kullanılır.

https://www.yeniasir.com.tr/sarmasik/2012/12/21/malakandan-terekemeye-zavot-koyu

 

 

 

Zavot Sığır Irkı

Ülkemizdeki yerli sığır ırklarından birisi de zavot sığırıdır. Kafkasya Bölgesinden Kars Bölgesine gelen bu sığır türünün eti ve sütü son derece verimlidir. Bu türün İsviçre Esmeri türü ile Simental türünün çiftleşmesi sonucu ortaya çıkan bir melez olduğu tahmin edilmektedir. Bu türü zor iklim ve çevre şartlarına dayanıklı bir türdür. Ayrıca hastalıklara karşı da dayanıklıdır. Zavot sığırı karasal iklimin yaşandığı bölgelerde, dağlık ve tepelik gibi engebeli arazilerin olduğu bölgelerde ve eski tarz barınaklarda yaşayabilmekteler. Her yıl Mayıs ayı ile birlikte yaylalara ve meraya çıkarılmaktalar. Yılın yarısını mera ve yaylalarda geçirirler ve bu süre içerisinde ilave yemlemeye ihtiyaç duymazlar.

 

 

Fotoğraflar: http://nextdestination.net/bogatepe-koyu-cildir-golu/   https://twitter.com/oyilmaz/statuses/869143845564538880